Güzel Dünya

İnsanların kendilerine ve doğaya yaptıkları zarar verici eylemleri bir kenara bırakıyorum. Dünya, kutsal kitaplarda tasvir edilen cennet gibi güzel bir yer.

Renk renk çiçekler, boy boy ağaçlar, çeşit çeşit hayvanlar ve bu hayvanların güzel görünüşleri, yan yana duran dağlar, doğanın ve suyun rengi, sesi her şeyiyle muhteşem!

Bazen oturup yaşamı ve çeşitliliği öylesine izliyorum. Sebepsizce. O kadar güzeller ki! Yağmur sonrası toprağın kokusu ve rengarenk açan çiçeklerin görüntüsü insana yaşamanın zevkini hissettiriyor. Evet, yaşamak, bunca güzelliğe şahit olmak, görmek güzel bir şey.

Ancak biz insanlar kafamızdaki gürültüden dolayı tüm bu güzellikleri göremeyecek kadar kör ve kuşların şarkılarını, rüzgarın sesini duyamayacak kadar sağır oluyoruz. Kendi kafamızın içine hapsolmuş durumdayız. Yaşamdan ve doğadan kopuk haldeyiz. Onlarla bir ilişki içinde değiliz. Sadece insanlarla ilişki halindeyiz ve bu da bizim kısıtlı bir yaşam sürmemize sebep oluyor.

Ne yapılabilir? Kendimizle, insanlarla, doğayla ve hayvanlarla ilişkimizi gözden geçirebiliriz. İlişkiler varlığımızın göstergesidir ve kendimizin ne olduğunu analiz edeceğimiz bir aynadır.

Yaşamak güzel bir şey, dünya ise büyüleyici.