İnsanoğlu

Mevcut türlerin en gelişmişi olan canlı, insanoğludur.

Hayvanlar araba, telefon, uçak üretemiyor, ancak biz insanlar zekamızın gücüyle üretiyoruz. Bilim ve teknoloji ile bin yıl önceki insanların hayal bile edemeyeceği bir hayat yaşıyoruz.

Hayvanların yuva yapma şekli o hayvanın varoluşundan beri aynı. Anne/baba kuş, kurumuş sert ince ot veya ağaçları bir araya getirerek yuva yapar, orada yumurtlar ve yavrularlar. Yavruları da büyüyünce aynı anne/babası gibi yuva yapar. Bu yuvaya bir çatı yapayım, şuradan bir tuvalet gideri olsun gibi şeyler düşünmezler. Çünkü bunu düşünecek bir zekaları yok. Bu yüzden hayvanlar aleminde gelişme de yok.

Biyoloji bilimde biz insanlar bedensel gelişmişliğimiz açısından hayvanlar grubundan sayılıyoruz. Çünkü bedenlerimiz benzer şekilde çalışıyor. Aynı zamanda biz insanlarda hayvani içgüdüler de mevcut. Bunlardan şu an aklıma gelenler; sinir, öfke ve korku duygularını sayabiliriz.

Şimdi demeye çalıştığım şey şu: insanoğlu içsel olarak bu duyguları hayvanlarla ortak taşıyor. Bu duyguların biz insanlara vermiş olduğu zarara bakmadık ve sorgulamadık. Evet teknolojik ve bilimsel anlamda zekamızın gücüyle harika ötesi şeyler başardık. Ancak içsel olarak, psikolojik olarak hayvani dürtülerin bize verdiği zarara dönüp bakmadık. Bu yüzden biz insanlar, içsel olarak psikolojik olarak, yaratıldığından beri aynı şekilde yuva yapan kuş gibiyiz. Gelişmişlik yok, sorgulamak yok, gözlem yok. Ezbere bir şekilde tekrar etmek var. Bu da pek tabii bizi bir yere götürmüyor. Bin yıl önceki insanlardaki sinirin, öfkenin ve korkunun yarattığı dehşetin aynısını bu günde yaşıyoruz.

İnsanoğlu olarak, zekamızı biraz da iç dünyamıza odaklayalım ve gözlem yapalım diyorum. Sevgilerle.